Editör

AUTOVISION_TEMMUZ17_Kapak

Bir modelin gelişimine yakından tanık oldunuz mu? Daha doğrusu bunu yakından takip ettiniz mi? Bundan kastımız modelin yenilendiği zaman haberinizin olup sonrasında o modele hiç ilgilenmemeniz değil elbet, o modelin tüm detaylarını bilip gelişimini takip edip, o süre içindeki diğer jenerasyonlarını kullanmaktan bahsediyoruz.

Bunu gerçekten hakkını vererek yapabilirseniz o marka ve modelle ilgili düşüncelerinizin fazlasıyla değiştiğini görecek, markanın yaklaşımını kavrayacak, felsefesini çok daha iyi benimseyeceksiniz. Bu kadar net şekilde konuşmamızın nedeni bu ayki kapak konumuz tabii. Mazda MX-5 özel haberimizde bir kez daha, yapılmayana imza atıyor, MX-5 efsanesinin tüm jenerasyonlarını aynı günde kullanıyoruz. 27 yıllık bu gelişim sürecini Türkiye’de daha önce kimse bu kadar detaylı incelemedi, kimse dört MX-5 jenerasyonunu bir araya getiremedi.

Eğer bizleri de bahsettiğimiz bu markalar gibi yakından takip ediyorsanız dergimizde daha önce yapılmamış projelere yer verdiğimizi hatırlarsınız. Carroll Shelby özel sayısı, Ford Mustang 50’nci yıl özel sayısı gibi Türkiye’de diğer hiçbir mecrada bulamayacağınız içerikleri sizlere iletmiştik. Şimdi bunlardan bir diğeriyle karşınızda olmaktan gurur duyuyoruz.

Takdir edersiniz ki bunu yapmak kolay olmadı; her şeyden önce MX-5’in test otomobili dışında üç jenerasyonu bulmamız gerekiyordu. Uzun araştırmalar, sonu gelmeyecek gibi görünen telefon konuşmalarından sonra tüm versiyonlar ve sahipleriyle karara varıp, tüm modelleri bir arada görmek gerçekten harika bir deneyim oldu. Aralarında en zoruysa ilk jenerasyonu ayarlamaktı. Çünkü diğerlerine göre daha az bulunuyor ve gerçekten temiz bir örnek için epey araştırma yapmamız gerekiyordu. Neyse ki bunu da başardık ve Türkiye’deki en temiz örneklerinden birini çekim için ayarlayabildik.

Bu efsanevi modelin bu kadar iyi korunmuş bir örneğinin direksiyonuna geçmek, MX-5 felsefesini anlayabilmek, bu fikrin günümüze nasıl taşındığını öğrenebilmek için çok ama çok önemliydi.

Bir modelin tüm versiyonlarını aynı anda gördüğünüzde, o otomobilin modellerini teker teker kullandığınız zamankine göre farklı şeyler düşünüyorsunuz. Çünkü birlikte olduklarında sanki konuşuyor, birbirlerinden etkileniyor gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Orada modellerin eski versiyonlarından nasıl etkileşim içinde olduğunu görünce şaşırıyor, daha önce gözünüze çok da büyük görünmeyen modellerin diğerlerinin yanında nasıl ‘obez’ gibi durduğunu görünce donup kalıyorsunuz. Aynı zamanda bir markanın köklerine dönmek için nasıl canla başla çalıştığını anlıyor, teknolojiyi hafiflemek ve küçülmek için nasıl verimli kullandığını deneyimliyorsunuz. Bunun yanında bir de harika motorlar, muhteşem vites geçişleri, bolca yan gitmek ve üstü açık geçen sonsuz dakikalar eklenince keyfinize diyecek olmuyor.

Otomobillerin sahipleriyle yaptığımız çok keyifli sohbetler, otomobil meraklısı arkadaşlarımızla yaşadığımız fikir ayrılıkları ya da benzerlikleri ve son derece lezzetli yemeklerle birlikte unutulmaz bir gün geçirdiğimizi söylemek isterim. Mazda MX-5’i yaratan tüm ekibe, onu kullanan, sahip olan, bizlere bu imkânı tanıyan herkese sonsuz teşekkür etmek isteriz.

Umarım sizler de bu unutulmaz konuyu bizler gibi keyifle okur, hiç bitmemesini istersiniz. Ancak şimdiden bir uyarıda bulunalım, ona göre başlayın okumaya: Konu gerçekten çok ama çok uzun oldu.

Bence vaktinizi ayarlayın ve bu eşsiz deneyime doğru sayfaları çevirmeye başlayın. Otomobil kültürünün Türkiye’deki en iyi örneğini okumaya hazır olun…

Keyifli okumalar.

Ufuk Cüceoğlu

Genel Yayın Yönetmeni