Editör

AUTOVISION_53_EKIM001Yine çok yoğun bir Frankfurt Fuarı’nı geride bıraktık. Yılın son büyük fuarı olan Frankfurt her yıl olduğu gibi Alman markaların şovlarına en sahipliği yaptı.

Mercedes elektrikli alt markası EQ’nun yeni konseptini gösterirken, Project One ile adeta gövde gösterisi yaptı. BMW hiçbir zaman olmadığı kadar çok konsept araç ile yakın gelecekteki planları hakkında ipuçları verirken Porsche yeni Cayenne Turbo ve rekortmen modeli GT2 RS’i tanıttı, Audi ise yeni RS4 Avant ile arkadan çekişli R8 modelleriyle boy gösterdi.

Tüm bunların yanında hemen hemen her markanın bir elektrikli otomobil lansmanı ya da konsepti üzerine odaklanması fuarın en çok dikkat çeken noktalarındandı. Dahası hiçbir marka yeni benzinli ya da dizel motor teknolojisi tanıtmadı, elektrikli otomobillerin yakın ve uzak gelecekteki yerinden bahsetmeyi uygun gördü. Bu da bizlerin aklına şu soruyu getirdi ister istemez: Otomotiv dünyası nereye doğru gidiyor, elektrikli otomobiller sektörü ele mi geçiriyor?

2015’teki VW’nin başına gelen dizel skandalının etkileri hâlâ silinmedi, tersine giderek artıyor. Hatta Avrupa’da yavaş yavaş bazı şehirlerin dizel motorları yasakladığını bile görmeye başladık, en son İngiltere’de Oxford’dan gelen haber şehir merkezinin 2020’de dizel ve benzinli motorları yasaklayacağını söylüyordu. Böylece Oxford dünyanın ilk sıfır emisyonlu şehir merkezine sahip olacakken, 2035 yılında şehrin tamamına içten yanmalı modellerin girişi yasaklanacak.

Bu sadece Oxford’la sınırlı kalmayacak elbet. Kısa zaman içerisinde İngiltere’nin genelinde benzer senaryoları göreceğimiz kaçınılmaz olacak. Ayrıca Paris’in 2030’da içten yanmalı motorları yasaklayacağı, Hollanda’nın yine 2030’da tüm araçlarda elektrikli motor kullanacağı, Stuttgart başta olmak üzere Almanya’nın da yakın tarihlerde buna benzer önlemler alacağı konuşuluyor. Dikkat ederseniz bundan sadece 12 yıl kadar sonraki bir tarihi konuşuyoruz. Yani geçiş düşündüğünüzden çok daha hızlı şekilde gerçekleşecek ve söz konusu tarihte hayatımızda benzinli ve dizel araç olmayacak gibi görünüyor. Bu da bizi kaçınılmaz olarak şu soruya götürüyor: Türkiye olarak biz elektrikli otomobillere nasıl bakıyoruz?

Bunun cevabını burada verebilecek yerimiz yok ama alışsak iyi olur, çünkü bahsi geçen bu ülkelerdeki içten yanmalı motorların satılamaması, aynı zamanda bu ülkelerde bu motorların üretilememesi de anlamına gelecek. Kısacası yakın zamanda istesek de fosil yakıt kullanan bir otomobil alamayacak hale geleceğiz gibi görünüyor.

Felaket senaryosu çizmek istemiyorum ama gerçekler böyle… Peki Frankfurt’ta bizim gibi otomobil severlere umut veren bir şeyler yok muydu? Elbette vardı, hatta Mercedes’in Project One isimli hiper spor modelinin etkisinden hâlâ kurtulamadık.

Markanın Formula 1 takımı tarafından üretilen bir hibrit sistemiyle donatılan bu mantık dışı otomobil elektrikli hiper sporların gelecekte nasıl şekillenebileceğini gösteriyor.

Otomobilin teknik detaylarına buradan girmeyeceğim çünkü “Dosya” konumuzda bu otomobile yer verdik ve tüm teknik detaylarına ışık tuttuk, oradan okuyabilirsiniz. Ancak gelecekte böyle otomobilleri daha çok görebileceksek bu bizleri heyecanlandırmak için fazlasıyla yeterli olacaktır.

Şimdiyse 2030’da nasıl bir elektrikli otomobil kullanacağımızı düşünme vakti geldi. Hâlâ vaktiniz varken kullanmak istediğiniz iyi bir spor otomobili almanızı öneririm. Üstelik bu otomobili satın alın ve saklayın. İleride motor sesinin nasıl bir şey olduğunu çocuklarınıza ve torunlarınıza anlatmak için elinizde somut bir nesne olarak kalması yararlı olabilir…

Keyifli okumalar.

Ufuk Cüceoğlu

Genel Yayın Yönetmeni